Unforgiven's profileºº»«ºº ûñƒóRgïv£ñ ™ºº»«º...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    August 12

    BAŞKALDIRIYORUM!!!

    Cevap veriyorum:
    Eli böğründe analardan
    Mahpuslardan ve acılardan
    Çokça bahsediyorum, çünkü;
    Başını kuma saklayanlardan
    Tiksindim, başkaldırıyorum.

    Ve söz veriyorum:
    Kırmızı rujlu sokakların
    Aşağılık pazarlıkların
    Adı anılmayacak benle
    Bir çiçeğim halk ormanında
    Fışkırdım, başkaldırıyorum.

    Ben bir bıçak ucuyum
    Kavga vermiş halkına
    Başkaldırıyorum işte
    Varın benim farkıma.

    Yine söylüyorum:
    Gözü bağlanmış korkulardan
    Yasaklardan baskılardan
    Asla irkilmiyorum, çünkü;
    Kan emici yarasadan
    Çıldırdım, başkaldırıyorum.

    Yemin ediyorum:
    Üç kağıtçının, pezevengin
    Teslimiyetin ve mihnetin
    Yolu uğramayacak bana
    Bir dalgayım halk denizinde
    Köpürdüm, başkaldırıyorum.

    Ben bir namlu ağzıyım
    Omuz vermiş halkına
    Başkaldırıyorum hey
    Herkes varsın farkına.
     
    Dinleyin Sürüngenler;
    Sizler güzel ya da eşi benzeri olmayan
    kar taneside değilsiniz,
    Sizler işiniz değilsiniz,
    Sizler paranız kadar değilsiniz,
    bindiğiniz araba değilsiniz,
    kredi kartlarınızın limiti değilsiniz,
    sizler iç çamaşırı değilsiniz,
    Sizler herkes gibi çürüyen organik bir maddesiniz...!

    Bizler bu dünyanın şarkı söyleyip dans eden pislikleriyiz.

    Hepimiz aynı pisliğin lacivertiyiz...!

     

    Evanescence - Tourniquet

    I tried to kill my pain,
    But only bled more.
    (So much more)
    I'm lay dying,
    And I'm pouring, crimson regret, and betrayal.

    I'm dying,
    Praying,
    Bleeding,
    Screaming.
    Am I too lost to be saved ?
    Am I too lost ?
    My God! My Tourniquet,
    Return to me salvation.
    My God! My Tourniquet,
    Return to me salvation.

    Do you remember me ?
    Lost for so long.
    Will you be on the other side ?
    Will you forgive me ?

    I'm dying,
    Praying,
    Bleeding,
    Screaming.

    Am I too lost to be saved ?
    Am I too lost ?

    My God! My Tourniquet,
    Return to me salvation.
    My God! My Tourniquet,
    Return to me salvation.

    (Return to me salvation)
    (I want to DIE!)

    My God! My Tourniquet,
    Return to me salvation.
    My God! My Tourniquet,
    Return to me salvation.

    My wounds cry for the grave.
    My soul cries, for deliverance.
    Will I be denied ?
    Christ! Tourniquet! My suicide.

    Evanescence-My İmmortal

    "http://i25.photobucket.com/albums/c69/AlcyoneDream/img007.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.http://i25.photobucket.com/albums/c69/AlcyoneDream/img006.jpg

    I'm so tired of being here suppressed by all my childish fears
    Burada, çocukça korkularım tarafından bastırılmış halde bulunmaktan çok yoruldum

    And if you have to leave
    Ve eğer gitmek zorundaysan

    I wish that you would just leave
    Hemen gitmeni dilerim

    'Cause your presence still lingers here
    Çünkü varlığının hala burada oyalanıyor(takılıp kalıyor)

    And it won't leave me alone
    Ve beni yalnız bırakmayacak

    These wounds won't seem to heal
    Bu yaralar iyileşecek gibi gözükmüyor.

    This pain is just too real
    Bu acı fazla gerçek

    There's just too much that time cannot erase
    Zamanın silemediği çok fazla şey var

    Nakarat :

    [ When you cried I'd wipe away all of your tears
    Ağladığında, tüm gözyaşlarını silerdim

    When you'd scream I'd fight away all of your fears
    Çığlık attığında, tüm korkularınla savaşırdım

    I held your hand through all of these years
    Tüm bu yıllar boyunca elini tuttum.

    But you still have all of me
    [Fakat hala bana tamamen sahipsin ]

    You used to captivate me by your resonating light
    Sen beni tınlayan ışığınla büyülerdin.

    Now I'm bound by the life you left behind
    Şimdi geride bıraktığın hayat tarafından bağlandım

    Your face it haunts my once pleasant dreams
    Yüzün, benim bir zamanlar tatlı olan rüyalarımı ziyaret ediyor

    Your voice it chased away all the sanity in me
    Sesin, tüm akıl sağlığımı kovaladı

    These wounds won't seem to heal
    Bu yaralar iyileşecek gibi gözükmüyor.

    This pain is just too real
    Bu acı fazla gerçek

    There's just too much that time cannot erase
    Zamanın silemediği çok fazla şey var

    Nakarat

    I've tried so hard to tell myself that you're gone
    Kendime gittiğini söylemek için çok uğraştım

    But though you're still with me
    Ama hala benimle olmana rağmen

    I've been alone all along
    Baştan beri yalnızım

     

    Donnie Darko Soundtrack Tanıtım:

    1. Carpathian Ridge  
    2. The Tangent Universe  
    3. The Artifact & Living  
    4. Middlesex Times  
    5. Manipulated Living  
    6. Philosophy of Time Travel  
    7. Liquid Spear Waltz  
    8. Gretchen Ross  
    9. Burn it to the Ground  
    10. Slipping Away  
    11. Rosie Darko  
    12. Cellar Door  
    13. Ensurance Trap  
    14. Waltz in the 4th Dimension  
    15. Time Travel  
    16. Did you Know Him?  
    17. Mad World  
    18. Mad World (remix version) 
     

    DOWNLOAD:
    http://www.sendspace.com/file/yb5l01

    • Bence mutlaka indirilmesi gereken muhteşam bir soundtrack Media Player ımda çalan Mad World parçasıda bu soundtracktan 

     Bir yazı yazacağım sana, İçinde gece olacak; Yalnızlık olacak  , bir de sen olacaksın... Gece yalnızlığa bulaşmış olacak. Yalnızlık yaldızlı karanlıklara, Sen yaldızlı karanlıklarda...Bir yıldız olacaksın Bir yazı yazacağım sana, İçinde gölge olacak.Gerçek olacak ve sen olacaksın. Gölgeler hayatın kendisi olacak. Gerçek; gönül renginde Kafdağı, Sen Kafdağı'na varmadan , Elde ettiğim en güzel tesadüf olacaksın..

    [UNFORGİVEN]

     
    AYSEL GİT BAŞIMDAN
     

    Aysel git başımdan ben sana göre değilim
    Ölümüm birden olacak seziyorum.
    Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
    Aysel git başımdan istemiyorum.

    Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
    Dağıtır gecelerim sarışınlığını
    Uykularımı uyusan nasıl korkarsın,
    hiçbir dakikamı yaşayamazsın.
    Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
    Benim icin kirletme aydınlığını,
    hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

    Islığımı denesen hemen düşürürsün,
    gözlerim hızlandırır tenhalığını
    Yanlış şehirlere götürür trenlerim.
    Ya ölmek ustalığını kazanırsın,
    ya korku biriktirmek yetisini.
    Acılarım iyice bol gelir sana,
    sevincim bir türlü tutmaz sevincini.
    Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
    Ümitsizliğimi olsun anlasana
    hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.

    Sevindiğim anda sen üzülürsün.
    Sonbahar uğultusu duymamışsın ki
    içinden bir gemi kalkıp gitmemiş,
    uzak yalnızlık limanlarına.
    Aykırı bir yolcuyum dünya geniş,
    Büyük bir kulak çınlıyor içimdeki.
    Çetrefil yolculuğum kesinleşmiş.
    Sakın başka bir şey getirme aklına.
    Aysel git başımdan ben sana göre değilim,
    ölümüm birden olacak seziyorum,
    hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.
    Aysel git başımdan seni seviyorum...

    [Attila İlhan]

    Böyle sexi bi hatun olabilirmi Wallbu kadarmı sexi olur bi kıs ''Sex machine'' denilen olay budur işte BowBow


    Evanescence'nin yeni albümü: The Open Door Up

    Call Me When You're Sober

     

    Don’t cry to me
    If you loved me, you would be here with me
    You want me, come find me
    Make up your mind

    Should’ve let you fall
    And lose it all
    So maybe you can remember yourself
    Can’t keep believing
    We’re only deceiving ourselves
    And I’m sick of the lie
    And you’re too late

    Don’t cry to me
    If you loved me, you would be here with me
    You want me, come find me
    Make up your mind

    Couldn’t take the blame
    Sick with shame
    Must be exhausting to lose your own game
    Selfishly hated
    No wonder you’re jaded
    You can’t play the victim this time
    And you're too late

    So, don’t cry to me
    If you loved me, you would be here with me
    You want me, come find me
    Make up your mind

    You never call me when you’re sober
    You only want it ‘cause it’s over - it’s over

    How could I have burned paradise?
    How could I?
    You were never mine

    So don’t cry to me
    If you love me, you would be here with me
    Don’t lie to me, just get your things
    I’ve made up your mind.

     

     

    Call Me When You're Sober klibinden caps:

     

      
     
    Parçanın mp3 ünü download etmek için:

    Promo fotografie k The open Door 


      

       

    [UNFORGİVEN] 

    Ünlü Deha charles bukowski'nin edepsis şiiri : ))

    like a flower in the rain

    i cut the middle fingernail of the middle
    finger
    right hand
    real short
    and i began rubbing along her cunt
    as she sat upright in bed
    spreading lotion over her arms
    face
    and breasts
    after bathing.
    then she lit a cigarette:
    "don't let this put you off,"
    an smoked and continued to rub
    the lotion on.
    i continued to rub the cunt.
    "you want an apple?" i asked.
    "sure, she said, "you got one?"
    but i got to her-
    she began to twist
    then she rolled on her side,
    she was getting wet and open
    like a flower in the rain.
    then she rolled on her stomach
    and her most beautiful ass
    looked up at me
    and i reached under and got the
    cunt again.
    she reached around and got my
    cock, she rolled and twisted,
    i mounted
    my face falling into the mass
    of red hair that overflowed
    from her head
    and my flattened cock entered
    into the miracle.
    later we joked about the lotion
    and the cigarette and the apple.
    then i went out and got some chicken
    and shrimp and french fries and buns
    and mashed potatoes and gravy and
    cole slaw,and we ate.she told me
    how good she felt and i told her
    how good i felt and we
    ate the chicken and the shrimp and the
    french fries and the buns and the
    mashed potatoes and the gravy and
    the cole slaw too.

     

    August 05

    Evanescence

     

    Amy Lynn Lee

    Image Hosted by Imagehigh.com Image Hosted by Imagehigh.com Image Hosted by Imagehigh.com

                                         

    Adı :Amy Lynn Lee
    Dogum Tarihi: 13 Aralık 1983

    Dogum Yeri: Riverside,California -
    Parkview Hastanesi
    Burcu: Yay
    Kardesleri: Erkek kardesi Robby, Carrie, Lori
    Saç Rengi : Kahverengi
    Göz Rengi: Mavi
    Yaptigi sarkilar: "Hello", "Give Unto Me", "Going Under", "Bring Me To Life", "Taking Over Me", "Solitude"

    En Çok Sevdigi 10 Albüm
    1.Superunknown-SoundGarden
    2.Dummy-Portishead
    3.Under The Pink- Tori Amos
    4.Ten- Pearl Jam
    5.Cheap Thrills-Janis Joplin
    6.Dangerous- Michael Jackson
    7.Post- Bjork
    8.The Nightmare Before Christmas Soundtrack
    9.In Utero-Nirvana
    10.Untouchables- Korn

    En Çok Sevdigi 5 Bayan sarkici
    1. Janis Joplin
    2. Beth Gibbons of Portishead
    3. Bjork
    4. Carole King
    5. Tori Amos

    Fallen albümünde en çok sevdigi sarki Going Under
    Amy adını 70'li yıllardaki "Amie" adlı sarkıdan almıs.
    Amy'nin hobileri resim yapmak ve günlük yazmak.


    Amy'den Sözler
    Amy'den Evanescence hakkında açıklamalar...

    - "Ben'le Arkansas'ta bir yaz kampında tanıştık (Arkansas'a yeni taşınmıştık ve ailem arkadaş edinmem için beni kampa göndermeye kara vermişti). Bir gün spor salonunda kendi kendime piyano çalarken Ben gelip bana iltifat etti. Konuşmaya başladık ve neredeyse bütün zevklarimizin aynı olduğunu fark ettik. Şarkı söylediğimde ise ağzı açık kaldı; şoktan kurtulunca birlikte bir grup kurmamızı teklif etti ve işte !"

    - "Kadın şarkıcıların ve aktrislerin birbirlerine saygı duyduklarını görünce çok gururlanıyorum çünkü onların kuvvetli olduklarını düşünüyorum. "

    - "Müziğimizle bizi dinleyenlere sadece onların zaman zaman ümitsiliğe kapılmadıklarını ve melankolinin hayatın vazgeçilmez bir parçası olduğunu iletmek istiyoruz."

    - "Üzüntü, bazen muhteşemdir..."

    - "Bir gün bana biri Evanescence'ı çok sevdiğini ve Nirvana'dan beri hiçbir grubun onu müziğiyle bu kadar etkilemediğini söyledi. Inanılmazdı !"

    - "Başından beri bizimle birlikte olan müzisyenler sadece Ben ve benim yazdığımız müziği yorumlamamıza yardımcı oldular. Ve bunun değişmesi için hiç bir neden yok..."

    - "Her zaman üzgün değilim ! Bir sürü kişi çok mutsuz bir tip olduğumu sanıyorlar halbuki, aksine, çok neşeliyimdir !"

    - "Yazdığımız herşey kalbimizden geliyor, ve satıcılara ayak uydurmak için müziğimizi değiştirmemiz söz konusu değil !"

    - "Birçoğunun bize uydurduğu 'gotik' kelimesini reddediyorum çünkü müziğimizin bu türle hiçbir alakası yok !"

    - "'Evanescence' bir gaz gibi havada yok olan bir şeyi anlatan, çok güzel, çok gizemli ve bizim müziğimize tamamiyle uyan bir kelime."

     

    God İs Dead!!!

    Felsefi bir Diyalog
     
    A: Masanın üzerinde küçük bir peri var.

    B: Ama ben birşey görmüyorum.

    A: Elbette, çünkü bu görünmez bir peri.

    B: Ama dokunamıyorum da.

    A: Elbette, bu peri görünmez, dokunulmaz ve hakkında hiçbir somut veri edinilemez bir peri.

    B: Peki o zaman var olduğunu nereden biliyorsun?

    A: Çünkü bu perinin varlığının kanıtları var.

    B: Nedir bu kanıtlar?

    A: Mesela yağmurun yağması bu perinin varlığının kanıtıdır. Bu peri yağmur perisi. Ne zaman yağmur yağsa bu perinin varolduğunu anlıyorum.

    B: Peki yağmurun sebebinin bu peri olduğunu nereden biliyorsun?

    A: Çünkü başka birşey olamaz. Sen söyle o zaman yağmurun neden yağdığını?

    B: Yağmurun neden yağdığını bilmiyorum. Ama yağmurun sebebinin elindeki peri olduğuna inanmam için başka deliller gerekli.

    (Dikkat ediniz, artık bu noktada, B dahi perinin varolup olmadığını veya niteliklerini sorgulamaktan çıkıp, varlığının delillerini tartışmaya başlamıştır).

    A: Bu perinin varlığını kanıtlamaya aslında gerek bile yok. Herkes beyninin derinliklerinde bu perinin varlığına inanır. Sadece kişinin gönül gözünü açması gerekir. Bu peri kendi kendinin kanıtıdır. Ayrıca kendi varlığına dair inancı hepimizin beynine koymuştur. Hem sonra, başka türlü yağmurun nasıl yağdığını açıklamanın yolu olmadığından, bu perinin varlığına inanmak zorundasın.

    B: Peki bu perinin nitelikleri neler? Neye benzer? Nasıl birşeydir?

    (Dikkat edildiği gibi perinin nitelikleri, varlığının kanıtlarının tartışılmaya başlanmasından sonra gündeme gelmiştir).

    A: Bu peri 15 cm boyunda, kanatlı, zayıf, ince bir varlıktır. Akıllıdır, konuşkandır ve neşelidir. Devamlı kanat çırpar. Ne zaman yağmurun yağmasını isterse bunu diler ve yağmur yağar.

    B: Bilmiyorum, bana yine de inanması biraz zor geliyor.

    A: Ama inanmazsan, bu peri kızar ve evini sel bastırır. İnanırsan ve dediklerini yaparsan ise bahçendeki bitkileri yeşertir, evine bolluk getirir.

    (Dikkat ediniz, burada da insan motivasyonunun temel ilkeleri olan “ödül” ve “ceza” prensipleri kullanılmaktadır).

    B: Ben yine de inanmıyorum.

    A: İnanmıyorsan, olmadığını kanıtla o zaman?

    B: ???
                                            Dünyanın En Tuhaf Mahluku

     

     

    Akrep gibisin kardeşim,
    Korkak bir karanlık içindesin akrep gibi. Serçe gibisin kardeşim,
    Serçenin telaşı içindesin.
    Midye gibisin kardeşim,
    Midye gibi kapalı rahat.
    Ve sönmüs bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
    Bir değil,
    Beş değil,
    Yüz milyonlarlasın maalesef.
    Koyun gibisin kardeşim,
    Gocuklu celep kaldırınca sopasını
    Sürüye katılıverirsin hemen
    Ve adeta mağrur, koşarsın salhaneye.
    Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
    Hani şu derya içre olup
    Deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
    Ve bu dünyada, bu zulüm
    Senin sayende.
    Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer ve hala şarabımızı vermek
    İçin üzüm gibi eziliyorsak
    Kabahat senin,
    -Demeğe de dilim varmıyor ama-
    Kabahatin çogu senin, canim kardeşim

     
         İmkansız Aşk 
    Gecenin en siyahında
    Umudun bittiği yerdeyim
    Gecenin en siyahında
    Umudun bittiği yerdeyim

    Köşeyi dönsem ölüm
    Düz gitsem hayat
    Gölgeler içindeyim
    Köşeyi dönsem ölüm
    Düz gitsem hayat
    Gölgeler içindeyim

    Sen imkansızsın
    Sensizlik imkansız
    Aşk imkansız

    Sen imkansızsın
    Sensizlik imkansız
    Aşk imkansız

    Çemberin en dışında
    En çıkmaz sokaktayım
    Çemberin en dışında
    En çıkmaz sokaktayım

    Çığlık atsam sessiz
    Sussam yine çaresiz
    Gölgeler içindeyim
    Çığlık atsam sessiz
    Sussam yine çaresiz
    Gölgeler içindeyim

    Sen imkansızsın
    Sensizlik imkansız
    Aşk imkansız
    Sen imkansızsın
    Sensizlik imkansız
    Aşk imkansız...
     
    HİÇBİR ŞEYİMSİN

    Sen benim hiç bir şeyimsin
    Yazdıklarımdan çok daha az
    Hiç kimse misin bilmem ki nesin
    Lüzumundan fazla beyaz
    Sen benim hiçbir şeyimsin
    Varlığın anlaşılmaz
    Galiba eski liman üzerindesin
    Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
    Dudaklarınla cama çizdiğin
    En fazla sonbahar otellerinde
    Üniversiteli bir kız uykusu bulmak
    Yalnızlığı öldüresiye çirkin
    Sabaha karşı öldüresiye korkak
    Kulağı çabucak telefon zillerinde
    Sen benim hiçbir şeyimsin
    Hiçbir sevişmek yaşamışlığım
    Henüz boş bir roman sahifesinde
    Hiç kimse misin bilmem ki nesin
    Ne çok cığlıkların silemediği
    Zaten yok bir tren penceresinde
    Sen benim hiçbir şeyimsin
    Yabancı bir şarkı gibi yarım
    Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
    Hiç kimse misin bilmem ki nesin
    Uykum arasında cağırdığım
    Çocukluk sesimle ağlayarak
    Sen benim hiçbir şeyimsin.

    Söz: Attilâ İlhan
     
    Filim Tanıtım:Taxi Driver
     


     Taxi driver hakkında;
    Travis şöyle diyordu;''insan biraz da diğer insanlara benzemeli bence''ama maalesef kendi bir türlü öyle olamıyordu.Şehirde gördüğü her şey onu rahatsız ediyordu.her şeyden bir anlam çıkartmaya çalışıyordu.Ve sonunda oda kendi dediğine benzedi aynen...diğer insanlardan farklı olan yönleri iradesinin dışına geçiverdi bir anda.Kazıttı saçlarını,kuşandı silahlarını,ayna karşısında tek tek çekerken ne kadar dehşet bir oyuncu olduğunu her daim hissettirmeyi başardı bizlere.Ve yeşil montu kazınmış saçları ile kapıdan girer girmez. ''Bam,bam,bam'' saydırmaya başladı her önüne çıkana kurşunlarını elindeki silahını.boğazından vurulması bile engelleyemedi onu asıl amacından yani ''intikam almaktan''bunun için parmağı kopmuş ''seni geberteceğimmm aşağılık heriff'' diyen adamı bile öldürdü.Ve ağlamaya başladı Kurtarmaya çalıştığı kız görür görmez ortalıkta ''travisin''yarattığı dehşeti...Travis ise yine ''çakalca'' gülümsüyor parmağından damlayan kanlı elini kafasına doğru götürmüş ''pişfff pişfff'' diyordu.polisler onu gerçekten içeri tıktılar mı yoksa hepsi birer hayalmiydi bilinmez ama bildiğim tek şey robert denironun çok dehşet oynadığı ve tam rolünün adamı olduğu,Ders niteliğinde bir film ve sıkı dostlar olan ''Martin Scorsese ile Robert deniro'' yönetmen oyuncu ikilisi,ortaya çıkarttıkları gelmiş geçmiş en iyi filimlerden biri...
       Martin scorsese'nin sinema tarzinin olusmasinda onemli yer tutan john ford filmlerinden biri olan the searchers filmindeki ethan karakteri ile travisin benzerlikleride ilginctir. soyleki; the searchers filminde john waynenin oynadigi ethan karakteri amerikan ic savasindan donmus 3 yil bosta kalmis ve kendini apaciler tarafindan kacirilan yegenini bulmaya adamistir. traviste savastan yeni donmus, yalniz, kendini hicbir yere ait hissetmeyen ve hayatini betsyi korumaya adamis tipki ethan gibi bir karakterdir. zaten david thompson ve ian christie tarafindan hazirlanan scorsese on scorsese kitabinda scorsese senrayoyu olusturdugu arkadasi paul shcraderla birlikte travis icin ilham veren karakterin ethan oldugunu ustu kapali da olsa dile getirmistir.Ayrica filmin ilk yarisinin gece cekimleri ve karanlik mekanlarda kurgulanmasi ve ikinci yarisinin neredeyse tamamiyle gunduz ve cok aydinlik mekanlarda gecmesi de kahramanimiz travisin sokagin tum pisliklerini temizlemek icin gerekli hazirliklari tamamladigini ve artik aydinlanmaya ya da pisliklerden arin(dir)maya basladigini imlemektedir. cunku o tanrinin yalniz adamidir...
        Gelmiş geçmiş en müthiş sekaslardan biri olan ayna karşısındaki ''You Talkın To Me'' sekansının video klibi:
     
     
     
     
    Filim Tanıtım:Cape Fear
     
    Cape Fear Hakkında;
      Max Cady yıllarca yattığı hapishaneden salıverilmiş tecavüzcüdür...Yıllar önce onu savunmuş avukatı Sam  Bowden ise  15 yaşındaki kızı karısı ve köpeğiyle küçük bir kasabada mutlu bir yaşam sürmektedir...Avukatı zamanında Max Cady beraat ettirecek çok önemli bir delili , okuma yazma bile bilmemesini fırsat bilerek saklar...Max Cady hapishanede kendini kodeste  uğradığı haksızlıktan dolayı öle bir halee getirirki bir insandan daha fazlası olur herkesten daha güçlü herkesten daha akıllı ve herkesten daha çok dayanan  bu noktada Friedrich Nietzsche felsefesini benimser...
      Amacından hiçbirşey Max Cady i geri çeviremez ağlarını bütün ailenin üstüne sarar hakkettiği adaleti kendisi sağlar...Tanrının elinden herşeyi aldığını bilir ve onu yüzüstü bıraktığını bunun için kendisi kendi Tanrısıdır...Mutlaka izlenmesi gereken bir filim kaç kere izlediğimi unuttum:)
     
     
     
    Likes:
     
      Müzik dinlemeyi seviyorum çünkü bu boktan dünyada ruhumu okşadığı için , allah gibi hatunlari seviyorum, bagimsiz sinemayi,avrupa sinemasini,guney amerika sinemasini seviyorum, illegal olan seyleri seviyorum divx'i,korsan dvd ve cd'yi,deri ceketimi seviyorum,votkayı seviyorum,birayı seviyorum,karanlık bir odada tek başıma oturup düşünmeyi seviyorum,arabayla boş sokaklarda gezmeyi seviyorum,diğer insanlardan daha üstün olmayı seviyorum, kitaplarimi seviyorum, japon filmlerini,animeleri ve şirinleri seviyorum tek başlarına kominist bir yasam surdurdukleri icin bunun dışında sevdiğim fazla bişi yok bu boktan dünyada...
     
    Dislikes:
     
      insan  olamayanlardan , saygi kavramindan haberi olmayan insanlardan nefret ediyorum,bu şehrin kirlenmişliğinden nefret ediyorum,sex and the city  denen diziden nefret ediyorum cunku grup sexin modernize edilmis hali oldugu icin, ciğeri beş para etmeyip kendilerini göklerde gösteren insanlardan nefret ediyorum,evlenmeden asla olmaz diyen kizlardan nefret ediyorum cunku yasayabilecekleri en guzel duygunun o oldugunu bilmedikleri ve bu konuda erkeklerden daha fazla zevk aldiklari icin,bilet parasi 12 ytl olan if istanbul adli sinema festivalinden nefret ediyorum butun filmlere gidemedigim icin...ha bide ingilizceden nefret ediyorum kendi ulkemde yasadigim halde ogrenilmek zorunda birakildigim icin...paradanda nefret ediyorum insanlari onunla yasamaya zorladiklari icin...